DSLR  fotoğraf makineleri ( nam-ı diğer profesyoneller ). Birçok profesyonelin kullandığı makineler işte bunlardır  ( eğer adınız Mario Testino değilse ya da büyük baskı, reklam işiyle uğraşmıyorsanız ki DSLR fotoğraf makineleri ile de bu tür çalışmalar rahatlıkla yapılabilir )  ve fotoğrafçılık adına bayrak taşıma görevi de bu modellerdir.

Yaklaşık 10 yıllık periyotta giriş modellerinde oldukça çekici ve uygun fiyatlara sahip olduklarından satış rakamları da inanılmaz artmıştır. Tabi bu iş fotoğrafçılıktan ziyade, Canon ve Nikon’un bilançolarına artı milyar dolarlar olarak yansımış, Sony’ nin de Minolta’ yı satın alıp bu piyasaya hem teknoloji, hem de yatırım alanında, hem de alternatifler üretme konusunda katkı sağlamasına sebep olmuştur.

Peki Dslr ( Dijital Tek Mercekli Yansıtma ) fotoğraf makinelerinin avantaj ve dez avantajları nelerdir:

Avantajlar;

  • Fiyat çeşitliliği ( giriş modellerinde oldukça rekabetçi ve iyi fiyatlar bulabilirsiniz )
  • Lens alternatifleri, bu konuda aynasızlar onların yanına yaklaşabilmiş değil. Tabi onlar  adaptörlerle bu konuda avantaj yakalamaya çalışıyorlar.
  • Belirli bir konuya odaklanabilme, örneğin çok aşırı pahalı olmayan bir lens ile Makro ya da Portre fotoğrafları üzerine odaklanabilirsiniz.
  • Kendinizi profesyonel hissetme ( paha biçilmez )
  • AF konusunda hala en iyi makinelerin bu grupta olduğunu söyleyebiliriz.
  • Ergonomi konusunda da iyiler, diğer segmentteki makineler küçük, rahat taşınır olsalar da ele oturma konusunda problemliler.

Dezavatajlar;

  • Büyük ebatlı oldukları için taşıma problemleri ( hem ebat, hem de ağırlık açısından )
  • Eğer otomatik kullanımda çekim yapmayacaksanız, kullanım modlarının biraz daha karışık olması, özellikle daha üst modellerde.
  • Düşük ışık hassasiyeti problemi, bu konuda daha avantajlı modeller fiyat olarak son derece pahalı olabiliyor.
  • Daha profesyonel fiyatlarının son derece yüksek olması ve de kolay bulunamaması ( eğer spot piyasaya bakmıyorsanız )
  • Kullanılan bazı lenslerin hem çok büyük, hem çok ağır, hem de nazik olması.
  • Türkiye piyasasında rahat bulunamama ( özellikle üst modeller )

Fotoğrafçılık için DSLR tavsiyeleri:

Canon: Bu sektörün en önemli iki aktöründen biri. Oldukça rekabetçi ve de son derece geniş bir ürün yelpazesi var. Lens alternatifleri bazında da son derece zenginler. Uzun yıllar bu segmentte yüksek mega piksel bizden sorulur gövde gösterisi yapıyorlardı. Profesyonellere yönelik ( kimileri kabul etmese de ) 5D Mark II modeli inanılmaz satış rakamlarına sahip olmuş ve de sadece fotoğraf değil, video ( film, klip, … ) sektöründe de çok tutulmuştur. Aynı paralelde alt modeller, 7D ve 550D de çok başarılı olmuştur. Ayrıca spor fotoğraçılığında da en çok talep gören markadır.

Nikon: Bu sektörün diğer aktörü. Düşük mega piksel ve biz sadece fotoğrafa odaklanırız, video ile ilgilenmeyiz inadından vazgeçip Canon’ a karşı 2012 itibarı ile inanılmaz bir atak yapan firmadır. 36MP’ lik D800 modeli uzun süre karaborsa gitmiştir diyebiliriz. Ayrıca yeni 24MP’ lik D3200 modeli ve beklenen D600 ( FF ) ve D400 modelleri ile rekabete son derece ciddi sarıldıklarını söyleyebiliriz. Canon makinelere göre daha canlı renkler verirler, ama bu her yerde de avantaj anlamına gelmez. Artık onlar da video konusunda iddialılar ve de lens alternatifleri de son derece geniş.

Eğer fotoğrafçılık bu segmentte bir yerlere geldiyse bu iki makinenin rekabeti yadsınamaz.

Sony: Minolta firmasını aldıktan sonra son derece ciddi bir atılım yaptılar. Nikon’ un meşhur D800′ ünün sensörünü de onlar üretti. Ayrıca ilginç başka teknolojilere de sahip :  “Tam Geçirgen Hareketsiz Ayna Teknolojisi” gibi. Bu her çekimde perde inip kalkarken geçen zamanı azaltmak için alternatif olarak kullanılan bir teknoloji ve de bu yeni teknoloji  makinelerin son derece hızlanmasını da sağlıyorlar. Sony, Pentax gibi makinenin kendinden yani gövdesinden bir hareket sabitleyicisi teknolojisine sahip ki, daha önce Pentax kullanmış biri olarak şunu söyleyebilirim bu konuda Canon ve Nikon’ dan bir asır öndeler.

Şu an piyasada Sony’ nin yeni FF ( Ful çerçeve ) makinesi olan Alpha 99 bekleniyor ki, birçok alternatif getirdiği söylenebilir ( örneğin, 102 noktadan AF gibi ). Sony makinelerde benim nefret ettiğim konu ise Optik vizör yerine, elektronik vizör kullanmaları ki, bu birçok Optik vizöre alışmış kullanıcı için korkunç. Lens konusunda ise, Zeiss firmasının Sony özel ürettiği AF’ li modeller ( diğer markalara sadece manuel fokuslu modeller üretiyorlar ) ve de Sony’ nin gün geçtikçe artan ürün alternatifleri ile Sony de son derece ciddi bir alternatif oldu.

Pentax: Ciro adına, vitrin adına, imaj adına çok iyi olmayabilirler ama saf fotoğrafçılık adına harika bir firma. Eğer aslında bir makine alacağım, birkaç lens de işimi görür, satmam evladiyelik olur diyorsanız, Pentax’ı size önerebilirim. Özellikle K-5 modeli son derece hoş bir model, bir arkadaşımda var ve sonuçlar inanılmaz. Ayrıca, lensleri de verdikleri sonuç bazında inanılmaz kaliteli.

Olympus: Artık bu sektörden yavaş yavaş çekiliyorlar. Çünkü aynasızlarda son derece iyi gidiyorlar.

Sözün özü, eğer fotoğrafçılık adına “daha profesyonel birşeyler yapmak istiyorsanız” ama ara bir kategori arıyorsanız işte size güzel bir alternatif. Tabi Fuji X1 gibi son derece pahalı bir alternatif ve Ragefinderlar ya da orta formatları bambaşka bir tarafta tutuyoruz.

2 YORUMLAR

    • Mehmet Bey, siz de haklısınız. Ama bu sadece Türkiye’ de olan bir trend değil, dünyanın bir çok yeri için geçerli. Belki de biz bu trend için geç bile kaldık. Yalnız şunu da belirtmem lazım istediğiniz kadar iyi gövde alın, Canon 1 serisi ya da Nikon D3s ya da Nikon D4, eğer bazı temel bilgileri bilmiyorsanız ve de makineye hakim olamıyorsanız, işin cidden zorlaşıyor. Ama bırakalım herkes mutlu olduğu şekilde takılsın. Bir tek önerim şu, bu işe ilk olarak başlayanlar, lütfen bütçenizi sarsacak yatırımlara girmeyin. Ben şu an Nikon D800e kullanıyorum ama bu makineye gelene kadar 5 yıllık bir Dslr tecrübem ve çektiğim 60.000′ in üzerinde fotoğraf ( ben düğün fotoğrafçısı değilim, bu yüzden normal bir kullanıcı için ciddi bir rakam ) oldu. Şu an hala makineye çok mu hakimim ? İnanın tartışılır 🙂

CEVAP VER